11 Ekim 2014 Cumartesi

İğnenin Ucundan Gördü

Bir gün iki deli hastaneden kaçmaya karar vermişler.Tam kaçarlarken doktor içeriye girmiş.Bir deli cebinden iğne çıkarmış ve iğneyi arkadaşı ve kendi önüne tutmuş.Doktor da iki deliyi yakalayıp kaçamamaları için yatağa bağlamış.Bunun üzerine,
Deli diğer deliye:
-Hani kaçamadık işte, senin tuttuğun iğnede işe yaramadı .
Diğer deli:
-Ne kızıyorsun ya, iğnenin ucunu kapatmayı unutmuşum da ondan doktor gördü bizi.
Fıkranın Devamı ►

Hiç Utanmadın Mı?

Hakim, suçlu olan Temel'e sorar:
- Yaptığın şeyin utanç verici olduğunu bilmiyor musun sen? Bu işi yaparken hiç utandın mı?
Temel boynu bükük sessiz bir şekilde:
- Utanmaz olur muyum hakim bey, çok utanduğum içun maske bile takmişidum da.
Fıkranın Devamı ►

25 Eylül 2014 Perşembe

2014’ün En Komik Fıkrası!

2014’ün En Komik Fıkrası!

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çagırırlar..
Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır: Ayşe Hanım Beni tanıyor musunuz?

Yaşlı teyze cevap verir: Ah evet Avukat Bey sizi çocuklugunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediginiz insanların arkasından konusuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız..

Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur.

Adam ne yapacagını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:
Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?

Kadın yine cevaplar: Elbette tanıyorum. Çocuklugunda ona dadılık yapmıstım... Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir... Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdıgını söylüyor..

Yine herkes şokta! Bütün salonu bir ugultu kaplar...

Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çagırır ve ikisine de egilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar: Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız anam avradım olsun ikinizi de harcarım! der.
Fıkranın Devamı ►

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Başçavuş Albayı Tutuklayacakmış!

Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Başçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim başçavuş Albayı tutuklayacakmış.
Fıkranın Devamı ►

İki Lokum İstiyorum

Bir yaz günü 3 küçük arkadaş bakkala giderler:
Birinci çocuk bakkala:
'Ben bir tane lokum istiyorum ' demiş.
Bakkal bu sıcakta lokum yemek isteyen olmaz diye lokum sandığının üstüne ağır çuvallar koymuştur. büyük zorluklarla indirip çocuğun lokumunu verir ve çuvalları geri yükler.
İkinci çocuğa ne istediğini sorar oda bir lokum istediğini söyler.
Adam biraz sinirlenir ama indirerek çocuğun lokumunu verir.
Üçüncü çocuğa sorar sende mi bir lokum istiyorsun diye. çocuk 'hayır' cevabını verir.
Tekrar o ağır çuvalları yükler bakkal, aynı zamanda da yorulmuştur.
'Söyle bakalım sen ne istiyorsun' der. çocuğun verdiği cevap:
'Ben iki lokum istiyorum'
Fıkranın Devamı ►

Her Çarşamba Mı?

Toplu sözleşme pazarlıgından yeni çikmis sendika başkani, salonda toplanmiş isçilere ateşli bir söylev çekmektedir:
"Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık.Bundan böyle haftanin dört günü daha çalışmayacağız!"
Kalabalık, "Yaşasııın!" diye bağırır.
"Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektiiir!"
"Yaşaaaaaa!!"
"Çalışmaya dokuzda degil, onbirde başlayacagiiizz!"
"Helaaallll!!"
"Maaşlarimiz yüzde 150 artacaktiiirrr!"
"Vaaaaaauuuuuvvvv!!"
"Yalnizca Çarşambaları çalişacagıııız!"
Bu sözün ardindan derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur, "Her Çarsamba Mı ?"
Fıkranın Devamı ►